AnasayfaKapiTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Similar topics
    Arama
     
     

    Sonuç :
     
    Rechercher çıkıntı araştırma
    En son konular
    » Duyuru..Hocalı Katliamını Unutma, UNUTTURMA!
    Salı Şub. 28, 2012 8:03 am tarafından AyMaRaLCaN

    » Basit yaşayacaksın. Basit
    Çarş. Haz. 09, 2010 1:48 am tarafından Misafir

    » Aşk 29 Harftir..
    Çarş. Haz. 09, 2010 1:48 am tarafından Misafir

    » SENi SEViYORUM
    Çarş. Haz. 09, 2010 1:47 am tarafından Misafir

    » BÖYLE SEVDİM İŞTE
    Çarş. Haz. 09, 2010 1:44 am tarafından Misafir

    » Delinin Veliye Tavsiyesi
    Paz Haz. 06, 2010 3:44 am tarafından Misafir

    » Dört Dirhemlik Gömlek
    Paz Haz. 06, 2010 3:44 am tarafından Misafir

    » Eğer Göndermeseydi
    Paz Haz. 06, 2010 3:44 am tarafından Misafir

    » Nereden ve Nasıl aldın
    Paz Haz. 06, 2010 3:43 am tarafından Misafir

    Tarıyıcı
     Kapı
     Indeks
     Üye Listesi
     Profil
     SSS
     Arama
    Forum
    Ortaklar
    bedava forum
    Giriş yap
    Kullanıcı Adı:
    Şifre:
    Beni hatırla: 
    :: Şifremi unuttum

    Paylaş | 
     

     Kabir Hayatı ve Merak Edilenler

    Aşağa gitmek 
    YazarMesaj
    AyMaRaLCaN
    Admin
    avatar

    Mesaj Sayısı : 968
    Kayıt tarihi : 18/04/10

    MesajKonu: Kabir Hayatı ve Merak Edilenler   Paz Nis. 25, 2010 3:24 pm

    Dünya hayatından sonra, ahiret hayatından da önce fakat ahiret hayatı içinde ele alınması gereken bir başka hayat daha vardır ki o da kabir hayatı veya "Âlem-i Berzah"denilen hayattır. Berzah, asıl manasında iki şey arasında bulunan engel, ayırıcı sınır demektir. Bu kelime Kur'an'ın "el-Mü'minûn, 23/100; er-Rahmân, 55/20; el-Furkan, 25/53" ayetlerinde "iki şey arasındaki engel" manasında kullanılmıştır.

    Râgıp, el-Müfredât adlı eserinde şöyle der: "Berzah; ahirette insan ile yüksek menzillere ulaşması arasındaki engeldir. Bu kelime, el-Beled, 90/11 ayetindeki "el-Akabe" kelimesine işarettir. Ayetin meâli şöyledir: "Fakat o, (hedefe varmak, yapılan iyiliklere teşekkür etmek için) sarp yokuşu geçemedi." Ayette bildirilen engeli ise ancak sâlihler aşabilir. Berzah'ın ölüm ile kıyâmet arasındaki engel olduğu da söylenir.

    İnsan için üç hayat vardır:

    Dünya hayatı: Ruhun cesetle birlikte yaşadığı içinde bulunduğumuz hayat.

    Berzah hayatı: Ruh, dünyada iken içinde bulunduğu cesetten ayrılmış, azab yahutta nimet içinde müstakil hale gelmiştir.

    Ahiret hayatı: Ruhların dünyada iken içinde oldukları cesetlere dönmeleri ile meydana gelen son hayat. Görüldüğü gibi Berzah hayatı, birinci hayat ile ikinci hayat arasındadır. Dünya hayatı çalışma, Ahiret hayatı ise çalışmanın karşılığını görme hayatıdır. Bu ikisi arasındaki hayat da, beklemekten ibaret olan Berzah hayatıdır (Âli İmrân, 3/185).

    Ölüm anında, ruhlar cesetten ayrılırken rahmet veya azab melekleri vasıtasıyla onlara, hallerine uygun durumlar gösterilir:

    "Melekler, o kâfirlerin yüzlerine ve arkalarına vura vura: "Tadın Cehennem azabını. " diyerek canlarını alırken bir görmeliydin..." (el-Enfâl, 8/50, el-En'âm, 6/93-94). Ayetlerde bildirilen azab, ölüm anında kâfir ve günahkârlara yapılan azabtır.

    Ahmed İbn Hanbel'in Müsned'inde (IV/288, 397) yer alan rivayetlere göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Mümin kul, dünyadan ayrılmak üzere ve ahirete yöneldiği anda ona semadan beyaz yüzlü melekler iner. Yüzleri sanki güneş gibidir. Yanlarında Cennet kefenlerinden ve kokularından vardır. Onun görebileceği yere otururlar. Ölüm meleği gelir, baş tarafına oturur ve şöyle der: "Ey güzel ruh, çık ve Rabbi'nin rızasına ve mağfiretine gel. " O da, ağızdan damlayan bir damla gibi çıkar. Kâfir kul dünyadan ayrılmak ve ahirete yönelmek üzere olunca, yanında kaba bir elbise olan siyah yüzlü bir melek gelir, onun görebileceği bir yerde oturur, şöyle der:

    "Ey çirkin ruh, haydi çık, Rabb'inin öfkesine ve gazabına gel. Ruh cesedden korkarak ve güçlükle ayrılır."

    Ölümden sonra berzah âleminin ikinci makamı olan kabir hayatı başlar. Kabirde ilk zamanlarda ruh cesetle birlikte bulunurlar, beraber azab ve mükâfat görürler. Daha sonra ruh cesetten ayrılır ve müstakil olur. Peygamberimiz (s.a.s.)'in ifadesine göre; "Kabir ya Cennet bahçelerinden bir bahçe, yahut Cehennem çukurlarından bir çukurdur. " (Tirmîzî, Kıyâme, 26). Ruhun cesetle birlikte kabirde azap ve mükâfat görmeşinin bir benzeri, hepimizin zaman zaman gördüğümüz acı veya tatlı rüyalardır ki kişi kendisini sonsuz nimetler veya azap içinde görür de bunlar ancak uyanmakla sona erer.

    Kabir hayatı hakkında Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyuruyor: "Ölüm meleği Mümin kulun ruhunu aldığı zaman melekler onu, göz açıp kapayacak kadar ölüm meleğinin elinde bırakmazlar. Onu alır, bu kefene koyarlar. Ondan, yeryüzünde bulunan mis kokusu gibi bir koku çıkar. Onu melekler arasından geçirirken: "Bu güzel ruh nedir?" derler. Dünyada iken söylenen en güzel ismini söyleyerek: "Falan oğlu falandır" derler. Dünya semasına ulaşıncaya kadar çıkarırlar. Nihâyet Cenâb-ı Allah: "Kulumu 'İlliyyine' yazınız. " buyurur. Bu, Cennet'in en yüksek derecesidir. "Ben onu yeryüzündeki cesedine iade edeceğim." İki melek yanına gelir ve: "Rabbin kimdir?" derler. Ruh:

    "Rabbim Allah'tır. " der. Onlar:

    "Dinin nedir?" derler. Mümin ruh:

    "Dinim İslâm 'dır. " der. Onlar:

    "Bunları sana bildiren nedir?" derler. O da:

    "Allah'ın kitabını okudum, ona inandım ve tasdik ettim" der.

    Bunun üzerine semadan bir ses gelir:

    "Kulum doğru söyledi. Cennet'te makamını hazırlayınız. Onun için Cennet'ten bir kapı açınız. der. " (et-Terğîb ve't-Terhîb,III 369)'teki bir hadiste kâfir kulun ruhunun berzah hayatı hakkında Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmaktadır: "Ölüm meleği kâfir kulun ruhunu aldığı zaman, melekler bu ruhu onun elinde göz açıp kapayıncaya kadar bırakmazlar. Onu hemen kalın bir elbiseye koyarlar. Ondan yer yüzünde bulunan leş kokusu gibi bir koku çıkar. Onu semaya yükseltirler. Meleklerin yanından geçerken: "Bu kötü ruh kimindir?" derler. Melekler, en kötü ismini söyleyerek: "Falan oğlu falandır." derler. Onun için semanın kapısını açmasını isterler, fakat açmazlar." Bu esnada Peygamberimiz (s.a.s.) şu ayeti okudu: "Onlara gök kapıları açılmaz (ruhları göğe yükselmez) ve deve iğnenin deliğinden geçinceye kadar (hiçbir zaman) Cennet'e giremezler." (el-A'raf, 7/40). Allah: "Onun kitabını en aşağı makama yazınız" der. Sonra onun ruhu uzaklaştırılır. Peygamberimiz (s.a.s.) sonra şu ayeti okudu: "...Kim Allah'a ortak koşarsa o, sanki gökten düşmüş de kendisini kuş kapıyor veya rüzgâr onu uzak bir yere sürüklüyor gibidir. " (el-Hacc, 22/31). Ruhu cesede iade olunur da iki melek (Münker ve Nekir*) gelir, yanına oturur ve:

    "Rabbin kimdir?" derler. O da:

    "Şey şey, bilmiyorum,"der. Onlar:

    "Dinin nedir?" derler, o da:

    "Şey şey, bilmiyorum,"der. Onlar:

    "Size kim peygamber olarak gönderildi? Peygamberiniz kimdir?" derler:

    "Şey şey, bilmiyorum,"der. Bunun üzerine semadan bir ses

    "Yalan söyledi, Cehennem'deki yerini hazırlayınız." der. Onun için Cehennem'e bir kapı açarlar. Cehennem'in harareti ve kokusu gelir, kabri daralır ve onu sıkıştırır. Çirkin yüzlü ve kötü elbiseli bir adam gelir ve ona şöyle der:

    "Sana yazıklar olsun, va'd olunduğun gün işte bu gündür. " Kâfir ruh ona:

    "Sen kimsin? Çirkin yüz kötülük getirdi," der. O da:

    "Ben senin çirkin amelinim" der. Bunun üzerine:

    "Rabbim, kıyameti koparma." der. Sonra kör, sağır, dilsiz ve elinde balyoz olan birisi gelir. Elindeki bu balyozu bir dağa vursa toprak olur, ona bir vurur, toprak oluverir. Sonra onu Allah eski haline getirir, tekrar bir daha vurur. Öyle bir çığlık atar ki insanlar ve cinlerden başka her şey duyar. "

    Ruh, kabirde sorulan suallere verdiği cevaplara göre ya İlliyyîne* ya da Siccîn'e* gönderilir. Burada, yeniden diriltilecekleri güne kadar emaneten dururlar. Yeniden dirilme gününde ise Allah'ın emri ile tekrar cesetlere girerler. İyi, kötü, bütün ruhların kendi kabirleriyle alâkaları vardır. Bu alâka ile ziyaretçilerini tanırlar. Nimetlerin lezzetlerini, yahutta cehennem'in acısını yanlarında hissederler. Şehidlerin ruhları ise yeşil kuşlar gibi Cennet'lerde otlar ve Arş'ın altında asılı bulunan kandillere sığınırlar,(en-Nisâ, 4/169) Ayette Allah yolunda öldürülen şehidlerin, gerçekte, ölü olmadıkları, Allah katında Cennet nimetleriyle rızıklandırıldıkları bildirilmektedir. Ayrıca şehid ruhlarının, Cennet'te kendilerine yapılan ikramlar nedeniyle, bir daha Allah yolunda öldürülebilmek için ruhlarının cesetlerine iade edilmesini istedikleri bildirilmektedir. {Salih-i Müslim, VI, 38; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dili Kur'an Dili, II, 1229).
    alıntıdır...

    _________________
    BİRGÜN
    Ben sensiz günlerime yanarken
    Belki sen bensizliğe sevineceksin
    Ama şunu unutmaki birtanem
    Sende birgün seveceksin
    [i]
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://ay-maral-can.tr.gg/
     
    Kabir Hayatı ve Merak Edilenler
    Sayfa başına dön 
    1 sayfadaki 1 sayfası
     Similar topics
    -
    » Tolga Çevik ve Ailesi

    Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
     :: Din ve İslamiyet Dini Hikayeler-
    Buraya geçin: